2 Temmuz 2014 Çarşamba

Bazen

gitmek istersin bazen
seni kimsenin tanımadığı
senin de bir merhabadan fazlasını etmek istemediğin
en azından birini sevdiğinde onu başkalarına anlatmak zorunda olmadığın
ne derler diye iç geçirmediğin
aslında toplumun tüm kurallarına aykırı giderek
ağız dolusu küfürlerle, söve söve
düşündüklerini  kendine daha rahat anlatmak
kızıp sinirlendiğinde, yüzünü astığında
neyin var diyenlere yalanlar söylememek
ve başka şeyler düşünürken onları dinlermiş gibi yapmak zorunda olmadığın yerlere...




19 Haziran 2014 Perşembe

Ya(şa)zmak üzerime...

Ya(şa)zmak üzerime...
içindekileri anlatamıyorsan yazacaksın
tek tek, kelime kelime
ağzına ne geliyorsa ama, öyle sıkılıp bozarmadan
yazacaksın ki içinde büyüyüp büyüyüp tıkamayacak boğazını
daha rahat nefes alacaksın
yazdıkça gevşeyeceksin
damarlarındaki kan daha rahat akacak
bir sonraki cümleyi düşünmeyeceksin
ölmeyi hiç düşünmeyeceksin
hiç yaşamamış gibi,hep yaşayacakmışçasına yazacaksın
yoruldun mu nokta değil,virgül koyup soluklanacaksın
bir virgülün altında dinleneceksin beş on dakika
Sonra yeniden koyulacaksın yola...
yazacaksın
kendini,onu,bunu her şeyi
sonra bir bakacaksın
cama vuran yağmuru da sokmuşsun işin işine
çünkü gözünden dökülenleri gizlemek isteyeceksin
üst kattaki komşunun karısına zamansız
                ve anlamsız bağrışlarını yazacaksın
adama bir küfür basıp devam edeceksin
çocukların ağlamaları eşliğinde...
yağmur durduğunda güneş çoktan doğmuş olacak
sanki gece hiç yaşanmamış gibi katılacaksın insanların arasına
işe gideceksin,patronundan azar işiteceksin
ve dönüşte,
 her gün yaptığın gibi bakkaldan bir ekmek alacaksın
sabah yarım kalan bayat kısmını yemek üzere...
Gece tüm şehir uyurken kim bilir,
belki yeniden yazacaksın
sadece yaşadığını kendine ispatlamak için yazacaksın
ya(şa)zmak üzerime bir borç olduğu için belki de


burak küçük








4 Aralık 2013 Çarşamba

8-9 Yazıları

   Hava soğuk...Herkes bir yere yetişme telaşında. Bir kadın...Geç kalmış gideceği yere belli,gözü saatte. Belki sevgilisine gidiyor. Adam sinirli, kızacak biliyor. Ya da iş görüşmesi var, kendisine söylenen saat çoktan geçmiş. İşe alınması artık zor...
   Yüzü solgun. Geç yatmış olmalı, belki de erken yattı da uyku tutmadı. Bazen gelmez, sağa sola dönersin gelmez...Koyunları saysan da... Neyse...
   Çantasından aynasını çıkarıyor, sade bir makyaj yapıyor kimseye aldırmadan. Karşısındaki kadın beğenmez ifadeyle bakıyor,sonra kafasını yoldan geçen arabalara çeviriyor. Kıskanıyor mu? Belki...
  Kadın saate bakıyor...İmkanı olsa durduracak zamanı...Telaşlı...
  Kıpırdanıyor, yanındakine ineceğim der gibi...Gideceği yere yaklaşmış olmalı...Kalkıyor, yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibi sendeliyor...Bir adamın kolundan tutuyor...Sevgilisi görse çok kızacak, biliyor...Gülümsüyor, iyiyim der gibi...İniyor...Kalabalığın arasına karışıyor...Kapı kapanıyor.Adam bir şeyler mırıldanıyor ağzının içinde...Kimse duymuyor...

27 Haziran 2013 Perşembe

Geçmişe ve Geleceğe Dair Şeyler...

İnsanlar bölündüler;öyle yarısı bir yana diğer yarısı bir yana gibi de değil
Siyah,beyaz diye bölündüler
Tanrıya inananlar inanmayanlar diye bölündüler
İnananlar;
Müslüman,Hristiyan,Yahudi,Ermeni,Alevi,Sünni diye bölündüler
Zengin fakir diye bölündüler
Doğru söyleyenler söylemeyenler diye bölündüler
Siz biz diye bölündüler
Onlar haksız biz haklıyız diye bölündüler
Sağcıyız solcuyuz diye bölündüler
Bölüne bölüne bölüne bir hiç kadar küçük kaldılar.
Birbirlerini öldürecek kadar nefretle bakar oldular birbirlerine
Yaktılar,yıktılar,dövdüler,öldürdüler...

Beyaz siyahı öldürdü mesela neden bu kadar siyahsın diye
Zengin fakiri iteledi her fırsaatta biraz daha öteye.
Biz haklıyız diyenler dinlemeden dövdü sözde haksızları

İşte tüm bunlar insan olduklarını unuttukları anda başladı.İçlerindeki o hırsa yenik düştükleri ,karşılarındakilerin de söz hakkı olduğunu unuttukları,kendilerinin daha akıllı olduklarını düşündükleri,dünya sahnesinde oynamalarını istenenden daha fazlasını istedikleri,elde etmek uğruna çoğu şeyden vazgeçtikleri an başladı.Ama farkedemedikleri,o vazgeçtikleri şey insanlıklarıydı...

Henüz insanlığından vazgeçmemiş,karşısındakine gülümsenin ne kadar değerli olduğunu bilen ve kendi başına değil,dünya insanlığı için yaşayan herkese selam olsun.Çoğalın,çoğalalım birlikte...

*Unutmayın;karşınızdakinin yüzünü güldürmek onu ağlatmaktan daha kolaydır!

5 Mart 2013 Salı

Sonsuzluk

Bir yolcululuk hayal et.
Öyle ne trenle,otobüsle;
                                  ne arabanla,vapurla,uçakla...
Sadece yürüyerek.
Yoruldun mu,
                Bir ağaç gölgesinde dinlenerek.
Öyle bir yolculuk ki bu
Göçmen kuşlar gibi nereden geldiğini unutmadan uçmak gibi
Özgürce
           ve bir o kadar da birbirine bağlı.
Ayağın takılıp bir sarmaşığa, tökezlediğinde
Of bile demeden, iyikinin anlamını hiç unutmadan
Elinden sımsıkı tutup gidilmemiş hiçbir yer bırakmadan.
Öyle bir yolculuk ki bu
Kilometrelerce ve nerede biteceğini bilmeden
Sonunda artık ikinci tekilin yerini
                                     sadece birinci çoğulun aldığı bir yolculuk.
                                                                                                  Burak KÜÇÜK