4 Aralık 2013 Çarşamba

8-9 Yazıları

   Hava soğuk...Herkes bir yere yetişme telaşında. Bir kadın...Geç kalmış gideceği yere belli,gözü saatte. Belki sevgilisine gidiyor. Adam sinirli, kızacak biliyor. Ya da iş görüşmesi var, kendisine söylenen saat çoktan geçmiş. İşe alınması artık zor...
   Yüzü solgun. Geç yatmış olmalı, belki de erken yattı da uyku tutmadı. Bazen gelmez, sağa sola dönersin gelmez...Koyunları saysan da... Neyse...
   Çantasından aynasını çıkarıyor, sade bir makyaj yapıyor kimseye aldırmadan. Karşısındaki kadın beğenmez ifadeyle bakıyor,sonra kafasını yoldan geçen arabalara çeviriyor. Kıskanıyor mu? Belki...
  Kadın saate bakıyor...İmkanı olsa durduracak zamanı...Telaşlı...
  Kıpırdanıyor, yanındakine ineceğim der gibi...Gideceği yere yaklaşmış olmalı...Kalkıyor, yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibi sendeliyor...Bir adamın kolundan tutuyor...Sevgilisi görse çok kızacak, biliyor...Gülümsüyor, iyiyim der gibi...İniyor...Kalabalığın arasına karışıyor...Kapı kapanıyor.Adam bir şeyler mırıldanıyor ağzının içinde...Kimse duymuyor...

27 Haziran 2013 Perşembe

Geçmişe ve Geleceğe Dair Şeyler...

İnsanlar bölündüler;öyle yarısı bir yana diğer yarısı bir yana gibi de değil
Siyah,beyaz diye bölündüler
Tanrıya inananlar inanmayanlar diye bölündüler
İnananlar;
Müslüman,Hristiyan,Yahudi,Ermeni,Alevi,Sünni diye bölündüler
Zengin fakir diye bölündüler
Doğru söyleyenler söylemeyenler diye bölündüler
Siz biz diye bölündüler
Onlar haksız biz haklıyız diye bölündüler
Sağcıyız solcuyuz diye bölündüler
Bölüne bölüne bölüne bir hiç kadar küçük kaldılar.
Birbirlerini öldürecek kadar nefretle bakar oldular birbirlerine
Yaktılar,yıktılar,dövdüler,öldürdüler...

Beyaz siyahı öldürdü mesela neden bu kadar siyahsın diye
Zengin fakiri iteledi her fırsaatta biraz daha öteye.
Biz haklıyız diyenler dinlemeden dövdü sözde haksızları

İşte tüm bunlar insan olduklarını unuttukları anda başladı.İçlerindeki o hırsa yenik düştükleri ,karşılarındakilerin de söz hakkı olduğunu unuttukları,kendilerinin daha akıllı olduklarını düşündükleri,dünya sahnesinde oynamalarını istenenden daha fazlasını istedikleri,elde etmek uğruna çoğu şeyden vazgeçtikleri an başladı.Ama farkedemedikleri,o vazgeçtikleri şey insanlıklarıydı...

Henüz insanlığından vazgeçmemiş,karşısındakine gülümsenin ne kadar değerli olduğunu bilen ve kendi başına değil,dünya insanlığı için yaşayan herkese selam olsun.Çoğalın,çoğalalım birlikte...

*Unutmayın;karşınızdakinin yüzünü güldürmek onu ağlatmaktan daha kolaydır!

5 Mart 2013 Salı

Sonsuzluk

Bir yolcululuk hayal et.
Öyle ne trenle,otobüsle;
                                  ne arabanla,vapurla,uçakla...
Sadece yürüyerek.
Yoruldun mu,
                Bir ağaç gölgesinde dinlenerek.
Öyle bir yolculuk ki bu
Göçmen kuşlar gibi nereden geldiğini unutmadan uçmak gibi
Özgürce
           ve bir o kadar da birbirine bağlı.
Ayağın takılıp bir sarmaşığa, tökezlediğinde
Of bile demeden, iyikinin anlamını hiç unutmadan
Elinden sımsıkı tutup gidilmemiş hiçbir yer bırakmadan.
Öyle bir yolculuk ki bu
Kilometrelerce ve nerede biteceğini bilmeden
Sonunda artık ikinci tekilin yerini
                                     sadece birinci çoğulun aldığı bir yolculuk.
                                                                                                  Burak KÜÇÜK